Türkiye’de Anonim Şirketler İçin Sözleşmeli Avukat Bulundurma Zorunluluğu

Nisan 11, 2026 Gökhan Cindemir 0 Comments

Türkiye’de şirketlerin hukuki işlemlerini güvenli şekilde yürütmesi, sadece uyuşmazlık çıktığında değil, şirketin günlük faaliyetleri sırasında da büyük önem taşır. Özellikle anonim şirketler bakımından bazı hukuki yükümlülükler, yalnızca iyi bir kurumsal yönetim tercihi değil, doğrudan mevzuattan kaynaklanan bir zorunluluktur. Bu çerçevede, belirli sermaye eşiğini aşan anonim şirketlerin sözleşmeli avukat bulundurması Türk hukukunda özel olarak düzenlenmiştir.

Anonim şirketlerde avukat bulundurma zorunluluğunun dayanağı Avukatlık Kanunu’nun 35. maddesidir. Bu düzenlemeye göre, kanunda öngörülen eşik kapsamına giren anonim şirketlerin, hukuki iş ve işlemlerini avukat desteğiyle yürütmesi gerekir. Bu yükümlülüğün amacı, şirketlerin yalnızca dava aşamasında değil; sözleşmelerin hazırlanması, ihtarnamelerin değerlendirilmesi, ticari ilişkilerin kurulması, yönetim kararlarının hukuka uygunluğunun denetlenmesi ve muhtemel uyuşmazlıkların önlenmesi gibi birçok alanda düzenli hukuki destek almasını sağlamaktır.

Uygulamada en çok sorulan konulardan biri, hangi anonim şirketlerin bu zorunluluğa tabi olduğudur. Mevzuat çerçevesinde esas alınan ölçüt, şirket sermayesidir. Belirli bir sermaye düzeyinin üzerinde bulunan anonim şirketlerin sözleşmeli avukat bulundurması gerekir. Bu noktada şirketin ticaret sicilindeki kayıtları, esas sözleşmesi ve sermaye yapısı birlikte değerlendirilmelidir. Özellikle sermaye artırımından sonra bazı şirketler farkında olmaksızın bu yükümlülüğün kapsamına girebilmektedir.

Burada dikkat edilmesi gereken önemli bir husus da, sözleşmeli avukat bulundurma yükümlülüğünün her zaman şirket bünyesinde bir hukukçu çalıştırılması anlamına gelmemesidir. Uygulamada asıl olan, baroya kayıtlı bir avukat veya avukatlık bürosu ile yazılı bir sürekli hukuki hizmet ilişkisi kurulmasıdır. Başka bir ifadeyle, yalnızca ihtiyaç doğduğunda dışarıdan hukuki destek alınması ya da şirket içinde zaman zaman hukuki işlerle ilgilenen bir personel bulunması, her durumda bu yükümlülüğün yerine getirildiği anlamına gelmez. İlişkinin mevzuata uygun şekilde kurulmuş, belgelendirilmiş ve sürdürülebilir nitelikte olması gerekir.

Sözleşmeli avukatlık ilişkisi, şirketler açısından yalnızca şekli bir yükümlülük olarak görülmemelidir. Düzenli avukat desteği, ticari sözleşmelerin hazırlanmasında hataların azaltılmasını, icra ve dava süreçleri başlamadan önce önleyici adımlar atılmasını, şirketin resmi yazışmalarında hukuki güvenliğin sağlanmasını ve şirket organlarının kararlarının daha dikkatli alınmasını sağlar. Özellikle ticari hacmi büyüyen, çok sayıda müşteri veya tedarikçi ile çalışan, iş hukuku, kira, tahsilat, icra, ticari sözleşmeler veya şirketler hukuku bakımından risk taşıyan anonim şirketler için bu destek büyük önem taşır.

Bu yükümlülüğe uyulmaması halinde idari yaptırımlar da gündeme gelebilir. Sözleşmeli avukat bulundurma zorunluluğunun ihlali, şirket açısından yalnızca teorik bir eksiklik değil, mali sonuç doğurabilecek bir uyumsuzluk hali yaratır. Bu nedenle şirketlerin, sermaye yapıları değiştiğinde veya kurumsal yapılanmaları büyüdüğünde, avukat bulundurma zorunluluğu bakımından ayrıca hukuki inceleme yaptırmaları isabetli olur.

Öte yandan, şirketlerin bu yükümlülüğü yerine getirirken yalnızca ceza riskinden kaçınmayı değil, aynı zamanda sürdürülebilir hukuki koruma sağlamayı hedeflemesi gerekir. Çünkü avukat desteği, sadece dava açıldığında değil; doğru sözleşme kurulurken, riskli maddeler fark edilirken, ihtilaf doğmadan önce önlem alınırken ve şirketin ticari hareket alanı güvence altına alınırken gerçek anlamda değer üretir. Bu yönüyle sözleşmeli avukat, birçok anonim şirket için gider kaleminden çok, risk yönetimi ve kurumsal güvenlik aracıdır.

Sonuç olarak, Türkiye’de belirli sermaye kriterlerini taşıyan anonim şirketler bakımından sözleşmeli avukat bulundurma yükümlülüğü önemsenmesi gereken bir mevzuat konusudur. Ancak bu zorunluluk, yalnızca yasal bir mecburiyet olarak değil; şirket faaliyetlerinin daha güvenli, öngörülebilir ve profesyonel şekilde yürütülmesine katkı sağlayan bir hukuki yapı olarak ele alınmalıdır. Doğru kurgulanmış bir hukuki danışmanlık ilişkisi, şirketin hem bugününü hem de gelecekte karşılaşabileceği riskleri daha sağlıklı yönetmesine yardımcı olur.

Türkçe SEO

Türkiye’de Anonim Şirketler İçin Sözleşmeli Avukat Bulundurma Zorunluluğu was last modified: Nisan 11th, 2026 by Gökhan Cindemir