Tanıma ve tenfiz davaları, yabancı mahkeme kararlarının Türkiye’de hukuki geçerlilik kazanması açısından büyük önem taşımaktadır. Bu tür davalarda, görevli mahkeme kural olarak asliye hukuk mahkemesidir. Yalnızca aile hukukuna ilişkin kararların tanınması veya tenfizi söz konusu olduğunda, aile mahkemeleri yetkilidir. Hayır. Rus uyruklu davacılardan teminat istenmesi hukuken mümkün değildir. Bunun sebebi, Türkiye ile Rusya Federasyonu’nun 1954 tarihli Hukuk Usulüne Dair Lahey Sözleşmesine ve 1970 tarihli Delil Sözleşmesine taraf olmalarıdır. Bu sözleşmeler, taraf devletlerin vatandaşlarına tanıdıkları eşit muamele ilkesi kapsamında, karşı ülkede dava açarken teminat (judicatum solvi) istenemeyeceğini açıkça düzenlemektedir. “Sözleşmeye taraf devletlerden birisinde ikamet eden ve diğer bir devlette dava açan veya davaya katılan taraf devlet vatandaşlarından, yalnızca yabancı olmaları veya ülkede ikametgâh sahibi olmamaları nedeniyle teminat istenemez.” Ayrıca Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 90. maddesi uyarınca, uluslararası anlaşmalar iç hukuk hükmünde doğrudan uygulanmaktadır. MÖHUK m.48/2 de bu konuya açıklık getirir: “Mahkeme, dava açanı, davaya katılanı veya icra takibi yapanı karşılıklılık esasına göre teminattan muaf tutar.” Dolayısıyla, Rusya Federasyonu vatandaşları, Türkiye’de tanıma ve tenfiz davası açarken teminat ödemekle yükümlü değildir. Evet. Ancak bazı teknik ve kavramsal farklılıklar tanıma ve tenfiz sürecinde sorun yaratabilmektedir. Türkiye, genel olarak Rusya mahkemesi kararlarını tanımakta ve tenfiz etmektedir. Ancak uygulamada “Tahkim Mahkemesi” ifadesi, Türk mahkemelerinde bazen özel hakem kurulu kararı gibi algılanmakta ve bu da kararların tanınmasını zorlaştırmaktadır. Bu durumun nedeni, Rusya’daki Ticaret Mahkemelerinin “Arbitrazh” yani “Tahkim” olarak adlandırılmasıdır. Oysa bu mahkemeler, devlet tarafından kurulan resmi yargı organlarıdır ve özel tahkim heyeti gibi değerlendirilmemelidir. Evet. Karşılıklılık prensibi doğrultusunda Türk kararlarının da Rusya’da tanınması mümkündür. Rusya Federasyonu Medeni Usul Kanunu’nun 409-417. maddeleri ile Tahkim Prosedürü Kanunu’nun 16, 32, 74, 241-246 ve 256. maddeleri, yabancı mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizini düzenlemektedir. Rusya, doğrudan Türkiye ile ikili bir tanıma-tenfiz anlaşmasına sahip olmamakla birlikte, karşılıklılık prensibi çerçevesinde Türk mahkeme kararlarını tanımaktadır. Uygulamada, Türk avukatlar, Rusya’da tanınan Türk kararlarına ilişkin örnek içtihatları mahkemelerde delil olarak kullanmaktadır. Ancak bu tür kararların Türk büyükelçilikleri tarafından düzenli olarak takip edilmemesi veya kayıt altına alınmaması, karşılıklılık ilkesinin uygulanmasında eksiklikler yaratabilmektedir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne taraf olan iki devlet (Türkiye ve Rusya) söz konusu olduğundan, bir Rus kararının Türkiye’de “kamu düzenine aykırılık” gerekçesiyle tenfizinin reddi oldukça istisnai bir durumdur. Bu nedenle, Rusya Federasyonu’nun kararları, usule uygun olması ve temel yargılama haklarına riayet edilmesi durumunda Türkiye’de tanınabilir ve tenfiz edilebilir niteliktedir. Rus uyruklu davacılar teminattan muaftır. Rusya mahkemelerinin kararları Türkiye’de tanınabilir. Türk mahkeme kararları da Rusya’da tanınmaktadır. Karşılıklılık ilkesi, uygulamada her iki devlet açısından işler durumdadır.
Rus Uyruklu Davacıdan Teminat İstenebilir mi?
Lahey Sözleşmesi Madde 17/1’e göre:
Rus Mahkeme Kararları Türkiye’de Tanınabilir mi?
Rusya’da Türk Mahkeme Kararları Tanınmakta mıdır?
Rusya Federasyonu Kararlarının Kamu Düzenine Aykırılık İddiası
Sonuç
was last modified: Nisan 2nd, 2025 by
Categories: