Almanya Mahkeme Kararlarının Tanınması ve Tenfizi

Nisan 22, 2020 Gökhan Cindemir 0 Comments

Almanya Mahkemesi Kararlarının Türkiye’de Tanınması ve Tenfizi: Mütekabiliyet ve Uygulama Esasları

Yurt dışında alınan mahkeme kararlarının Türkiye’de geçerli olabilmesi için tanıma ve tenfiz davası açılması gerekmektedir. Almanya’dan alınan kararların Türkiye’de tanınması ve tenfizi de bu kapsamda değerlendirilir. Bu makalede, Almanya’dan alınan bir mahkeme kararının Türkiye’de nasıl geçerlilik kazanacağı, mütekabiliyet ilkesi ve Yargıtay kararları ışığında açıklanmaktadır.


Tanıma ve Tenfiz Davalarında Görevli Mahkeme

MÖHUK m.51 hükmü gereğince tanıma ve tenfiz davalarında asliye hukuk mahkemeleri görevlidir. Ancak, aile hukukuna ilişkin bir karar söz konusuysa (örneğin boşanma kararı), bu durumda görevli mahkeme aile mahkemesi olacaktır. Bu durum, 4787 sayılı Kanun’un 4. maddesi ile açıkça belirtilmiştir.


Almanya Kararlarının Türkiye’de Tanınması İçin Mütekabiliyet Gerekli mi?

Almanya’dan alınan bir kararın Türkiye’de tanınması için mütekabiliyet aranmaz. Yani boşanma gibi aile hukukuna ilişkin kararlar, kamu düzenine, savunma hakkına ve münhasır yetki kurallarına aykırılık taşımadığı sürece Türkiye’de tanınabilir.

Ancak, tenfiz (örneğin maddi tazminat, nafaka gibi kararların Türkiye’de icra edilebilmesi) için karşılıklılık (mütekabiliyet) şartı aranmaktadır.


Türkiye ile Almanya Arasında Mütekabiliyet Var mı?

Her ne kadar Türkiye ile Almanya arasında doğrudan mahkeme kararlarının tenfizine ilişkin ikili bir anlaşma bulunmasa da, hukuki mütekabiliyet mevcuttur. Bu durum, Yargıtay kararlarında da açıkça kabul edilmiştir.

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin 1990/4485 E. – 1990/8676 K. sayılı kararında:

“Türkiye ile Federal Almanya arasında mahkeme kararlarının karşılıklı olarak tenfizini temin eden bir ikili sözleşme mevcut değildir. Ancak Alman hukukunda yabancı mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizine ilişkin düzenlemeler mevcut olup, Türk mahkeme kararlarının Almanya’da tenfizine engel bir durum kalmamıştır. Bu nedenle, hukuki mütekabiliyetin gerçekleştiği kabul edilmelidir.”

Bu noktada, Alman Zivilprozessordnung (ZPO) 328/5. ve 722. maddeleri ile MÖHUK m.38 birlikte değerlendirildiğinde karşılıklılık ilkesinin karşılıklı olarak sağlandığı anlaşılmaktadır.


Türkiye ile Almanya Arasındaki 1929 Tarihli Anlaşma Ne Sağlar?

1929 yılında imzalanan “Hukuki ve Ticari Mevaddı Adliyeye Müteallik Münasebatı Mütakabileye Dair Mukavelename” uyarınca, özellikle yargılama giderleri ve harçlar gibi unsurların karşılıklı olarak tenfizi mümkündür. Ancak Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 1974 tarihli kararında, bu anlaşmanın yalnızca yargılama masraflarıyla sınırlı yorumlanabileceğini vurgulamıştır. Yani, Alman mahkemelerinin verdiği bir kararın tamamının bu anlaşmaya dayanarak tenfiz edilmesi mümkün değildir.


Türkiye’de Boşanma Kararının Almanya’da Tanınması Mümkün mü?

Tıpkı Almanya kararlarının Türkiye’de tanınması gibi, Türkiye’de verilen boşanma kararlarının Almanya’da tanınması da mümkündür. Alman mahkemeleri, ZPO kapsamında gerekli usuli şartlar sağlandığında Türk boşanma kararlarını tanımakta ve bazı durumlarda da tenfiz etmektedir. Bu durum, karşılıklılık ilkesinin iki taraflı olarak gerçekleştiğini göstermektedir.


Sonuç

Almanya mahkemelerinde verilen kararların Türkiye’de tanınması ve tenfizi mümkündür. Özellikle:

  • Aile hukuku kararları için tanıma başvurusu yapılabilir (boşanma, velayet, nafaka).

  • Maddi taleplerin icrası (tenfiz) için mütekabiliyet şartı aranır.

  • Yargıtay içtihatları ve ZPO maddeleri birlikte değerlendirildiğinde hukuki mütekabiliyetin varlığı Türk yargısı tarafından kabul edilmektedir.

was last modified: Mart 23rd, 2025 by Gökhan Cindemir