Binance P2P İşlemleri Nedeniyle Dolandırıcılık Suçlaması: Ceza Sorumluluğu Her İşlemde Doğar mı? Kripto varlık piyasalarında kullanıcılar zaman zaman, yalnızca bir alım-satım işleminin tarafı olmalarına rağmen dolandırıcılık soruşturmalarına dâhil edilebilmektedir. Özellikle P2P (peer-to-peer) sistemler üzerinden gerçekleştirilen işlemlerde, paranın kaynağına veya alıcının sonraki kullanımına ilişkin uyuşmazlıklar ortaya çıktığında, kripto varlık satan kişi hakkında da ceza soruşturması başlatılabildiği görülmektedir. Ancak yalnızca bir P2P işleminin tarafı olmak, tek başına kişinin dolandırıcılık suçunun faili olduğu anlamına gelmez. Ceza sorumluluğunun doğabilmesi için, somut olayın bütün yönleriyle değerlendirilmesi; özellikle işlemin mahiyeti, taraflar arasındaki iletişimin kapsamı, kişinin bilgisi, kastı ve olay üzerindeki kontrol imkânı dikkatle incelenmelidir. P2P sistem nasıl çalışır? P2P sistemi, kullanıcıların dijital platformun sağladığı teknik altyapı üzerinden doğrudan birbirleriyle kripto varlık alım-satımı yapmasına imkân tanıyan bir modeldir. Bu sistemde platform, çoğu durumda doğrudan alıcı veya satıcı sıfatıyla işlemin tarafı olmaz; yalnızca tarafların buluşmasına ve işlemin teknik güvenlik mekanizmaları içinde tamamlanmasına aracılık eder. Genel işleyişte alıcı, satıcının bildirdiği banka hesabına Türk lirası gönderir. Satıcı da ödemenin hesabına geçtiğini gördükten sonra sistem üzerinde bekletilen kripto varlığı serbest bırakır. Böylece kripto varlık alıcının kontrolüne geçer ve işlem tamamlanır. Bu yapıda satıcı, çoğu zaman yalnızca kendi hesabına gelen ödemenin varlığını kontrol edebilir. Buna karşılık, ödemenin göndericisinin üçüncü kişilerle olan ilişkisini, paranın önceki kaynağını ya da kripto varlığın işlem sonrasında hangi cüzdanlara aktarılacağını bilmesi her zaman mümkün değildir. Her para transferi, satıcı açısından suç şüphesi doğurur mu? Uygulamada bazı soruşturmalarda, mağdurdan çeşitli yöntemlerle temin edilen paranın bir P2P işlemi kapsamında kripto varlık alımında kullanıldığı ileri sürülmekte; bu durumda kripto varlık satan kişinin de soruşturmaya dâhil edildiği görülmektedir. Ne var ki burada asıl hukukî sorun, kripto varlığı satan kişinin bu hukuka aykırılık zincirini bilip bilmediği ve bu süreçte bilinçli şekilde rol alıp almadığıdır. Ceza hukukunda sorumluluk, yalnızca sonucun meydana gelmiş olmasına değil; failin eylemine, bilgisine ve kastına dayanır. Kişi, platform üzerinden rutin bir satış işlemi yapmışsa; işlem yaptığı kişiyi tanımıyorsa; platform dışında bağlantısı, yönlendirmesi veya ortak hareket ettiğini gösteren somut bir veri yoksa; sırf banka hesabına para geldi ve karşılığında sistem üzerinden kripto varlık serbest bırakıldı diye otomatik biçimde dolandırıcılık faili gibi değerlendirilmesi isabetli olmayabilir. Kastın ve hileli davranışın ispatı neden önemlidir? Dolandırıcılık suçunun değerlendirilmesinde temel unsurlardan biri, kişinin mağduru aldatmaya yönelik hileli davranışlarda bulunması ve bu suretle menfaat temin etmesidir. P2P satıcısının klasik bir platform işlemi dışında mağdurla doğrudan iletişim kurmaması, mağduru yönlendirmemesi, sahte vaatlerde bulunmaması ve olayın kurgulanmasına katılmaması hâlinde, suçun manevi unsurunun varlığı ayrıca ve dikkatle araştırılmalıdır. Özellikle aşağıdaki hususlar savunma bakımından önem taşır: Bu tür veriler, kişinin suç örgütüyle irtibatlı ya da dolandırıcılık kastıyla hareket ettiğini değil; çoğu zaman sadece dijital bir pazarda işlem yapan sıradan kullanıcı konumunda bulunduğunu gösterebilir. P2P satıcısının kontrol alanı nereye kadar uzanır? P2P sistemin en önemli özelliklerinden biri, işlemin tamamlanmasıyla birlikte kripto varlığın alıcının tasarrufuna geçmesidir. Satıcı, bu aşamadan sonra varlığın hangi cüzdana gönderildiğini, başka kişilere devredilip devredilmediğini veya hangi amaçla kullanıldığını kural olarak takip edemez. Aynı şekilde banka hesabına gelen ödemenin önceki aşamalarda kimlerden ve hangi gerekçeyle toplandığını bilmesi de her olayda mümkün değildir. Bu nedenle soruşturmalarda, kişinin yalnızca işlem zincirinin görünen bir halkasında bulunması ile suçun parçası olması aynı şey değildir. Ceza hukukunda maddi gerçeğe ulaşabilmek için işlem kayıtları, platform mesajları, banka hareketleri, kullanıcı geçmişi ve taraflar arasındaki bağlantı iddiaları birlikte değerlendirilmelidir. Savunmada hangi deliller öne çıkar? Bu tür dosyalarda savunmanın en önemli unsuru, işlemin olağan bir kripto varlık alım-satım işlemi olduğunun teknik ve belgesel olarak ortaya konulmasıdır. Özellikle şu belgeler belirleyici olabilir: Bu belgeler sayesinde, şüpheli konumundaki kişinin gerçekte mağdurla irtibatlı bir fail değil; sistem kuralları içinde hareket eden bir kullanıcı olduğu savunulabilir. Sonuç Kripto varlık piyasalarında P2P işlemlerinin yaygınlaşmasıyla birlikte, üçüncü kişilerin hukuka aykırı eylemleri nedeniyle masum kullanıcıların ceza soruşturmalarına dâhil edilmesi ihtimali de artmıştır. Ancak ceza sorumluluğu, yalnızca bir transferin görünürdeki tarafı olmaya değil; bilgi, kast, irade ve somut bağlantı unsurlarına dayanmalıdır. Bu sebeple Binance P2P veya benzeri sistemlerde işlem yapan bir kişi hakkında dolandırıcılık isnadı yöneltildiğinde, olayın teknik işleyişi ile ceza hukukunun temel ilkeleri birlikte ele alınmalı; kişinin gerçekten hileli sürecin parçası olup olmadığı titizlikle araştırılmalıdır. Aksi hâlde, yalnızca platform üzerinden yapılan sıradan bir satış işlemi nedeniyle kişilerin haksız biçimde ceza tehdidiyle karşı karşıya kalması söz konusu olabilir.
Binance P2P İşlemleri Kapsamında Dolandırıcılık Suçu was last modified: Mart 21st, 2026 by
Categories: