Bern Sözleşmesi, Avrupa Konseyi bünyesinde kabul edilmiş ve yabani fauna, flora ile doğal yaşam alanlarının korunmasını amaçlayan en önemli uluslararası çevre sözleşmelerinden biridir. Türkiye’nin 1984 yılında taraf olduğu bu sözleşme, çevrenin korunmasını yalnızca ulusal bir politika tercihi olmaktan çıkararak uluslararası bir yükümlülük haline getirmiştir. Bu yönüyle Bern Sözleşmesi, çevre hakkının insan haklarıyla birlikte değerlendirilmesini sağlayan hukuki araçlardan biri olarak kabul edilmektedir. Avrupa Konseyi, çevreyi doğrudan insan yaşamı ve onuruyla bağlantılı bir değer olarak ele almakta ve çevresel tahribatın aynı zamanda bireylerin özel hayatı, sağlığı ve yaşam hakkı üzerinde etkiler doğurduğunu kabul etmektedir. Bern Sözleşmesi de bu yaklaşımın somut bir yansımasıdır. Sözleşme yalnızca devletlere yükümlülük yüklemekle kalmamakta, bireylerin ve sivil toplum kuruluşlarının çevreyi ilgilendiren ihlalleri uluslararası düzeyde gündeme taşımasına imkân tanımaktadır. Bern Sözleşmesi kapsamında yapılan başvurular klasik anlamda bir dava yolunu değil, Avrupa Konseyi bünyesinde işleyen bir şikâyet ve izleme mekanizmasını ifade eder. Başvurular, sözleşmenin uygulanmasını denetlemekle görevli Daimi Komite tarafından incelenir. Komite, başvuru konusu edilen çevresel faaliyet hakkında ilgili devletten açıklama ister, bilimsel raporlar talep edebilir ve gerekli gördüğü durumlarda tavsiye kararları alarak süreci izlemeye devam eder. Bu kararlar bağlayıcı nitelik taşımamakla birlikte, devletler üzerinde önemli bir uluslararası denetim ve kamuoyu baskısı oluşturur. Bern Sözleşmesi’ne başvuru hakkı bakımından geniş bir yaklaşım benimsenmiştir. Gerçek kişiler, çevre örgütleri, akademik kurumlar ve yerel topluluklar bu mekanizmayı kullanabilmektedir. Başvuru için doğrudan zarar görme şartı aranmadığı gibi, belirli bir vatandaşlık bağı da gerekmemektedir. Çevrenin korunması, bireysel değil kolektif bir menfaat olarak kabul edilmektedir. Bu nedenle herhangi bir kişi veya kuruluş, sözleşme hükümlerinin ihlal edildiğini düşündüğü bir durumu Daimi Komite’nin gündemine taşıyabilmektedir. Başvuru konusu genellikle koruma altındaki türlerin yaşam alanlarının yok edilmesi, doğal sit alanlarında yürütülen yapılaşma faaliyetleri, sulak alanların tahribi, orman alanlarında geri dönüşü olmayan projelerin hayata geçirilmesi veya ekolojik dengeyi bozacak madencilik ve enerji yatırımları gibi çevresel müdahalelerden oluşmaktadır. Bu tür faaliyetlerin, Bern Sözleşmesi’nin eklerinde yer alan türler ve habitatlar bakımından değerlendirilmesi mümkündür. Türkiye bakımından Bern Sözleşmesi’nin önemi yalnızca uluslararası alanda değil, iç hukuk açısından da belirgindir. Anayasa’nın 90. maddesi uyarınca usulüne uygun olarak yürürlüğe konulmuş uluslararası sözleşmeler iç hukukun bir parçası haline gelmektedir. Bu nedenle çevreyle ilgili uyuşmazlıklarda Bern Sözleşmesi hükümleri, ulusal mevzuatla birlikte dikkate alınmakta ve mahkemeler tarafından yorum aracı olarak kullanılabilmektedir. Bern Sözleşmesi kapsamında ileri sürülen çevresel ihlaller, aynı zamanda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi çerçevesinde de değerlendirmeye açıktır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihadında çevresel zararların, özel hayatın korunması, yaşam hakkı ve mülkiyet hakkı ile doğrudan bağlantılı olduğu kabul edilmektedir. Bu nedenle Bern Sözleşmesi’ne yapılan başvurular, insan hakları hukukuyla çevre hukukunu kesiştiren tamamlayıcı bir koruma mekanizması oluşturmaktadır. Sonuç olarak Bern Sözleşmesi, Avrupa Konseyi’nin çevreyi yalnızca ekolojik bir değer olarak değil, insan haklarının ayrılmaz bir unsuru olarak ele alan yaklaşımının hukuki bir ifadesidir. Bireylerin ve sivil toplumun bu sözleşme çerçevesinde uluslararası başvuru yapabilmesi, çevrenin korunmasında demokratik katılımı güçlendirmektedir. Bu mekanizma yargısal bir yaptırım doğurmamakla birlikte, devletlerin çevre politikalarının uluslararası düzeyde denetlenmesini sağlayan önemli bir araç niteliğindedir. Çevre hakkının korunması, yalnızca bugünkü kuşakların değil, gelecek nesillerin de ortak menfaati olarak uluslararası hukukta giderek daha güçlü bir yer edinmektedir.
Bern Sözleşmesi’ne Başvuru ve Avrupa Konseyi Çerçevesinde Çevrenin Uluslararası Korunması was last modified: Ocak 30th, 2026 by
Categories: